Anasayfa
Arama:

Archive | Aşk & Cinsellik

İki cins arasındaki farklar

ve erkek yatakta hangi noktalarda ayrılıyorlar?

Danimarkalı bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre ve erkek hayatlarının temelini oluşturan veriler şöyle:

Kadınların hayatları boyunca ortalama 5 sevgilisi oluyor. Erkekler içinse bu sayı 13.1

Kadınlar için, sekste kendi memnuniyetleri ön planda. Erkeklerse bu konuda daha cömert. Partnerlerinin zevk almasını tercih ediyorlar.

Erkekler yılda 116 kez ilişkiye giriyor. Kadınlarsa 108 kez.

Erkeklerin ilişkisi en fazla 18.9 dakika sürüyor. Kadınlar içinse bu süre 17 dakika.

Erkekler kadınları sekse ikna edebilmek için içki içirmeyi tercih ederken, kadınlara göre erkekleri olarak heyecanlandırmanın yolu başka bir erkekle flört ederek sevgililerini kıskandırmak.

Kadınlar, partner seçiminde fiziksel görüntüden ziyade toplumsal statü ve zeka gibi kriterlere sahipken, erkekler genç ve sağlıklı partnerler arıyor.

Erkeklerin yüzde 97`si ilişki sonrası orgazma ulaşıyorlar, kadınlarda ise bu oran  yüzde 65.

Erkeklerin tümü hayatlarının bir döneminde mastürbasyon yapıyor. Kadınlar ise kendiliklerinden uyarılmadıkları için kadınlar arasında mastürbasyon yapma oranı yüzde 40.

Benzer konular

Posted in Aşk & CinsellikComments (0)

Kadın Sekse Nasıl Davet Edilir

Benzer konular

Posted in Aşk & CinsellikComments (0)

Türk Kadının Cinselliğe Bakışı

Yapılan araştırmalara göre kadınların yüzde 57 si cinsellik konusunda kendisini Pek bilgili değilim diye tanımlıyor. Bekar kadınların yüzde 64 ü cinsel ilişkiye girmiyor… Cinsel Eğitim, Tedavi ve Araştırma Derneği CETAD, “Kadın Cinselliği” üzerine bir dosya hazırladı. Cinsellik ve cinsel haz bir insan hakkıdır, kadın cinselliği nasıl, ne zaman ve kiminle yaşayacağına, ne zaman anne olacağına karar verebilmeli” denilen dosyada, kadınların evlilik hayatına bilgisiz ve deneyimsiz olarak adım attıklarına dikkat çekiliyor.

Kadın bedenini ona bakanların gözüyle görüyor
Araştırmalar, kadınların kendi bedenlerinin üremeyle ilişkin fonksiyonlarını bile bilmediklerini ortaya koyuyor. Kadınların adet, hamilelik, doğum ve bu süreçlerde cinsel yakınlaşmaların sonuçları üzerinde çok az bilgiye sahip olduklarını söyleyen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel, “Kadınlar bedenlerine yabancı. Kadınların kendi bedenleri ile ilişkileri erkeklerden çok daha zayıf ve olumsuz. Yetişme ve gelişme çağındaki “ortalama bir kız çocuğu” bedenini ona bakanların gözü ile görmeye şartlanıyor. Çoğu kadın bir ömür boyu bedeninden nasıl haz alabileceğini keşfetmeden yaşıyor, büyüyor, çocuk doğuruyor ve yaşlanıyor” dedi.

Kendilerini cinsel hazza aday görmüyorlar
Dosyada kadınlar açısından cinselliğin bazen hoş, keyifli, romantik sıcak bir yakınlaşma bazen bir zorunluluk dolayısıyla çekince ve tiksinti kaynağı olarak yaşandığına dikkat çekiliyor ve “Konu cinsel hazza gelince, kadınların bilgileri daha da azalıyor. Kendini cinsel hazza aday görmeyen birinin bilgi araması da söz konusu olamıyor, kadınlar ilişkiye, erkekler ise hazza odaklı yaşıyor, kadınların odaklandıkları nokta haz değil, içinde bulundukları ilişki. Çünkü aile ve toplum tarafından bu duruma koşullandırılarak yetiştiriliyorlar” deniyor.

Kadın cinsellikten korkuyor
Kadının kimle, ne zaman ve ne tür cinsellik yaşayacağının erkeklere göre daha kontrol altında bulunduğunu söyleyen Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Cindoğlu, “Bu topraklarda kadın cinselliği korkular üzerine kuruludur. Kadın da bu korkuları içselleştirmiş durumda, ilk korku, bekaretini kaybetme korkusudur. Bunu bekaretinin belli olmaması, ilk ilişki, evlendiğinde yeterince arzulanmama, hamile kalıp kalmama, hamilelikten sonra beğenilmeme, yaşlanma, menopoz ve menopoz sonrası terk edilme korkusu izler. Korku da kadının cinsellikten keyif almasına engel olur” şeklinde konuştu.

Bu ödevler mutlu cinsellik için!
Özellikle bekaretin, kadının ve koca ile babanın namusu olarak algılandığını belirten Doç. Dr. Cindoğlu, “20 ilde 1537 kişiyle yapılan araştırmaya göre, toplumun yüzde 70′i, kadının namusunun bekaretle doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyor” dedi.

En çok vajinusmus ve isteksizlik görülüyor
Dosyada kliniklere başvuran kadınların temel sorunları vajinismus ya da cinsel isteksizlik olduğunu vurgulayan ve “Cinsellik bacaklarımızın eğil, kulaklarımızın arasında” diyen uzmanlar, özgür seçimlere dayalı cinsel yakınlıkların cinsel sağlığın ön koşulu olduğunu belirtiyorlar.

nün rengini daha çok önemsiyorlar
Araştırmaların kadınların 3′te 2’sinin cinsel konularda pek bilgisi olmadığını ortaya koyduğunu vurgulayan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel de, “Kadınlar, evlilik ve cinsel yaşama aynı anda bilgisiz ve deneyimsiz olarak giriyor” dedi. Kadınların “dışardan nasıl göründükleri” veya “yatak odası perdesi ile nün aynı renk olmasına” kendilerinden daha çok önem verdiğini anlatan Prof. Yüksel, “Kadınlar o yüzden de fantezilerine sansür koyuyorlar, bundan suçluluk duyuyorlar. Tabular arttıkça da cinsellikten haz alma azalıyor” diye konuştu

Düş gücünüze sansür koymayın
Evlilik içi tecavüz ve ensestin en ağır ve yaygın 2 cinsel şiddet türü olduğuna dikkati çekilen dosyada “Kadınlar, cinsel şiddeti daha çok yakınlarından görüyor. Her 5 kadından biri, şiddetin yanı sıra aynı zamanda eşinin tecavüzüne uğruyor” denilerek kadınların cinsel mutsuzluğunda bu olguların önemine parmak basılıyor. “Fantezisi olmayanın cinselliği kısa sürüyor. Cinsellik potansiyelinizin artması için düş gücünüze sansür koymayın” şeklinde önerilerin yer aldığı dosyada, toplumda kadın cinselliğindeki hatalı inançlar ise şu başlıklar altında toplanıyor.

Kadın cinselliği ile ilgili yaygın yanlış inançlar
* Kadının cinsel isteğini baskılaması, eşine, partnerine onu cinsel olarak arzuladığını çok fazla hissettirmemesi gerekir
* Kadının cinsel isteği cinsellik dışındaki olaylardan etkilenmez
* Kadın istemese de kocasına karşı görevi olduğu için cinselliği yaşamak zorundadır
* Kadın evlenene kadar cinsellikle ilgili hiçbir şey öğrenmemeli
* Cinsel ilişkide kadının cinsel isteğinin, uyarılmasının, haz almasının önemi yoktur
* Cinsel isteksizlikle başvuran her kadın cinsel istek azlığı yaşamaktadır
* Kadın duygusal ilişkisinde problem yaşasa da cinselliği olağan olarak yaşar, cinsellik ilişki sorunlarından ayrı bir şeydir
* Cinsel istek doğal olarak herkeste vardır, isteği oluşturmak ya da artırmak için yapılabilecek hiçbir şey yoktur
* Kadının cinsel isteği partnerine göre az ise mutlaka rahatsızlığı vardır
* Normal çiftlerin cinsel ilişki sıklığı, yirmili ve otuzlu yaşlar için haftada en az dört olmalıdır. Sürekli olarak daha az olması düşük cinsel isteğin göstergesidir

Benzer konular

Posted in Aşk & CinsellikComments (0)

Seks Yapın Kalp Krizinden Kurtulun

Seks yapmanın beden ve ruh sağlığı açısından belirtilen yararlarına her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Bugüne kadar seks yapamanın ömrü uzattığı, insanı güzelleştirdiği, stresi azalttığı söylenmişti. Ancak bu kez haftada 3-4 defa yapılan seksin kalp krizi riski ve felç riskini azaltabileceği belirtildi.

Bristol Üniversitesi profesörlerinden Şah İbrahim’in, Galler’in Caerphilly şehrindeki 2400 erkek üzerinde yaptığı araştırmada, belli başlı hastalığı olmayan bu kişilere, çeşitli soruların yanı sıra haftada kaç kez seks yaptıkları soruldu. Bu kişilerin sağlıkları 10 yıl boyunca izlendi ve haftada en az 3 kez seks yapan erkeklerin kalp krizi ve felç geçirme olasılıklarının yarı yarıya azaldığı saptandı.

Araştırmayı yürüten profesörler, bu araştırmanın sonucunda, orta derecedeki fiziksel hareketliliğin bile kardiovasküler açıdan koruyucu etkisi olabildiği noktasına doğru geldiklerini söyledi.

Melbourne’de yapılan ve İbrahim’in de katıldığı Dünya Felç Kongresi’nde, Japon bilim adamları ise zina ile kalp krizi arasındaki muhtemel ilişkiyi anlattılar. Japon kalp uzmanı Dr. İzumi Toyoda, seks yaparken felç geçirmiş 42 kişi üzerinde yaptığı araştırmada, bu kişilerden yarısının zina sırasında felç geçirdiğinin saptandığını söyledi.

Bazı bilim adamları ise bu kişilerin aşırı alkol alımından da hastalanmış olabileceklerini belirterek, araştırmayı şüpheyle karşıladılar. Kongreye katılan bilim adamları, aşırı horlamanın da kalp krizleri ve felçlerde risk faktörü olduğunu, bu riskin alkol tüketimiyle daha da arttığını söylediler.

Seks sırasında vücuttaki hormonarın aşırı salgılanmaya başlamasının ve kalp atışının hızlanmasının kalp krizine yol açabileceği gibi bir kanı varsa da uzmanlar uyarıyor: Bol bol seks yapın ve sağlıklı olun!!

Benzer konular

Posted in Aşk & Cinsellik, SağlıkComments (0)

Zevkten Çıldırın!

Seks yaşamınızda biraz değişiklik ister misiniz? Birkaç küçük ipucu sayesinde birlikte olduğunuz insanı zevk denizinde yüzdürebilirsiniz!

Gerçekten de bazen çok küçük ve basit bir detayı öğrenmeniz sayesinde, eşiniz ya da sevgilinizle paylaştığınız o çok özel anlara daha da heyecan getirebilirsiniz.

Aşağıda, seks terapistleri tarafından önerilen birbirinden keyifli ipuçlarını bulacaksınız.

Göz teması şart

Seks Hayatınızda Zevkten ÇıldırınSevişirken gözleri kapatmak neredeyse gelenekseldir. O şekilde daha kolay konsantre olunacağı düşünülür nedense… Ancak gözleriniz açık sevişmek, ilişkinizdeki duygusallığı hissetmenizi sağlayacaktır. Gözleriniz açık bir şekilde öpüşmeye ve önsevişme sırasında birbirinize bakmaya alıştırınkendinizi. Orgazma ulaştığınızda da göz temasını koruyabilmeye başladığınızda, çok daha farklı bir haz aldığınızı göreceksiniz.

Gürültücü olun

Gürültücü OlunCinsel heyecanınızı sevgilinize açıkça göstermekten çekinmeyin. Hep terbiyeli olmamız öğretildiğinden kendinizi ifade etmek başlangıçta zor gelebilir. Çığlık atmaktan, gülmekten, onun adını haykırmaktan, kısacası gürültücü ve “edepsiz” olmaktan korkmayın. Utanıyorsanız, partneriniz ve ilişkiniz için iyi bir şey yapmakta olduğunuzu söyleyin kendi kendinize. Çünkü zevk aldığınızı ne kadar belli ederseniz, karşınızdaki erkeği de o kadar mutlu edersiniz. Kendinize koyduğunuz sınırları aştığınız noktada zevkin doruğuna ulaşabileceğinizi unutmayın.

benim

Canım VücudumYatakta maksimum haz alabilmeniz için, top model mükemmelliğinde bir vücuda sahip olmanız gerekmez. Vücudunuzla hâlâ barışmadıysanız, bir an önce bunu yapmalısınız. Her gün beş dakika kadar boy aynasında kendinizi inceleyin ve vücudunuzun sevdiğiniz yönleri üzerinde yoğunlaşın. Eğer bu şekilde doğrudan yüzleşemiyorsanız, hoşunuza giden bir müzik eşliğinde ayna karşısında çıplak dans etmeyi deneyin. Bir süre sonra, sadece size özgü olan vücut şeklinize ısındığınız göreceksiniz. Vücudunuza dair kazandığınız güven ve rahatlık, kendiliğinden seks yaşamınıza yansıyacaktır. İyi bir seks hayatının en büyük düşmanı, beyninizin bir köşesini kemiren ve sizi yatakta katılaştıracak duygulardır.

Pantolon oyunu

En sevdiğiniz jean pantolonunuz üzerinizdeyken sevgilinizi size dokunmaya davet edin. Pantolonun bedeniniz üzerinde yarattığı gerilim ile sevgilinizin dokunuşları birleştiğinde, daha farklı bir haz aldığınızı fark edeceksiniz. Ancak pantolonunuzu çıkarmasına hemen izin vermeyin. Oyunu uzun tuttukça, geriliminiz de yükselecektir.

Seks oyuncakları edinin

Bazen sevişmelere nesneler de dahil edilir; sevişmeyi bir oyun gibi düşünürsek, oyundaki aksesuarlardır bunlar. İki kişinin hayal gücüne göre kullanılan eşyalar da değişebilir.

Yaratacağınız oyuna veya sahneye göre, bazen bir eldiven, bir şapka, gözleri veya elleri bağlamak için bir eşarp olabilir bunlar. Hayal gücünüzü sınırlamayın, tabii iki taraf da oyunun kuralları üzerinde anlaştığı sürece.

Pozisyonlardan pozisyon beğenin

Seksle ilgili başucu kitaplarında binlerce pozisyon verilir. Kişisel tercihler değişir… Ancak istisnasız bütün erkekleri çılgına çevirecek bir pozisyon öneriyoruz. Sizin üstte olduğunuz bir zamanda, sırtınız sevgilinize dönük şekilde oturun. Denge sağlayabilmek için, onun ayaklarına doğru eğilin. Bu pozisyonda karşılaştığı manzara, sevdiğiniz erkeği tahmin ettiğinizden de çok ateşleyecektir.

Benzer konular

Posted in Aşk & CinsellikComments (0)

Kadınların Erkekleri Sinir Eden

Erkekler bunlara deliriyor! Bazı kadınların huyları ya da kadınların bazı huyları erkekleri gerçekten çok sinir ediyor. İşte erkeklerin şikayetleri sonucu, derlediklerimiz…

* Erkekler her şeyden önce kadının kadınsılığını, yumuşaklığını önemsiyorlar. Kesinlikle erkekleşmiş kadınlardan hoşlanmıyorlar.

* Erkeklerin fikir birliği etmişçesine karşı çıktıkları bir başka nokta ise kadınlar tarafından “yolunacak kaz” yerine konulmaları. İşte buna kesinlikle dayanamıyorlar.

* Bu arada erkekler dünyasında aşırı makyajlı, aşırı takılı kadınlar da out!

* Halter, güreş, boks gibi erkek sporları ile uğraşan kadınlar da beğenilmiyor.

* Çelişkili gibi görünse de erkekler ezik, fedakâr kadınlardan hoşlanmıyorlar. Otoriter kadın da erkekler dünyasında prim yapmıyor.

* Şarhoş kadınlar onlar için çekilmez. Ölçüyü kaçırmamak onlar için önemli bir ölçü!

* Giydiğini yakıştırmayan kadınlar da itici bulunuyor.

* Her alanda kendileri ile yarışan kadınlar da erkeklerin dayanamadıklarından…

* Rüküş tabir edilen çorabı kaçık, eteği sökük kadınlara pek şans vermiyorlar.

* İlginçtir, kadınlar tarafından dağınıklıkla suçlanan erkekler de dağınık kadınlardan hoşlanmıyor.

* Koku, erkeklerin en fazla takıldıkları konulardan biri. Nefis kokan kadınlara bayılan erkekler, kötü kokan kadınları itici buluyorlar.

* Aşırı sinirlenip bağıran çağıran kadınlar da ilgi görmüyor.

* Erkekler, yanlarındaki kadının başka erkeğe ilgi göstermesine ise hiç mi hiç katlanamıyorlar.

* Kendi uğraşlarını küçümseyen kadınlara da erkekle tepki duyuyor.

* Erkeklerin kusurlarını ve hatalarını sık sık gündeme getiren kadınlar karınlarını ağrıtıyor!

* Sürekli alışveriş yapan kadınların da pek tutulmadığını söyleyelim.

* Erkekleri dedektif gibi takip eden kadınlar da erkekleri çıldırtıyor.

* Kadın hakları savunucuları ise herkesçe malum erkeklerin en dayanamadıklarından

* Kendilerini babaları, erkek kardeşleri ya da eski sevgilileri ile kıyaslayan kadınlara pek sıcak bakmıyorlar.

* Aşırı kıskanç kadınlar da erkeklerin tüylerini diken diken ediyor.

* Soğuk kadınlar da erkekleri buz gibi soğutuyor.

* Paralarının hesabının sorulması yine erkeklerin dayanamadıklarından…

* Erkeklerin en sinir olduğu davranışlarının başında da kadınların ufacık şeyleri abartmaları geliyor.

* Kadınların en küçük olaylarda bile hemen gözyaşlarına boğulmaları erkekler tarafından tehlikeli silahlardan biri sayılıyor.

* Kadınların giyimleri, makyajları ve saçları ile uğraşmaları da erkeklerin anlam veremediklerinden…

* Uzun tırnaklar genellikle erkeklerin çok hoşlanmadıkları kadın süslerinden biri.

* Çapkınlık kesinlikle erkeklerin tekelinde kalması gereken bir özellik olarak algılanırken, çapkın kadınlardan erkekler ciddi biçimde korkuyorlar.

Benzer konular

Posted in Aşk & CinsellikComments (0)

Öpüşmenin 25 Çeşidi

ÖpüşmeBir çok insana göre iki tür öpücük vardır, yanaktan ve dudak dudağa ama aslında 25 çeşidi var öpüşmenin…

Öpüşme çeşitleri üzerine yıllar süren bir araştırma yapan ve araştırma sonuçlarını ”The Art of Kissing-Öpüşme Sanatı” isimli kitabında toplayan Prof. Cane’ in öpüşme çeşitlerine ilgisi yeni yetme çağlarında başlamış. Kolejli sevgilisi, öpüşürken gözlerini açık tutmasından şikayet edince, Cane hemen kütüphanenin yolunu tutmuş ve öpüşmenin nasıl yapılması gerektiğini anlatan bir kitap aramaya başlamış. Böyle bir kitap bulamayınca da kafayı bu konuya takmış ve yıllar boyunca öpüşme hakkında her türlü bilgiyi toplayıp derlemeye başlamış. Bugün 44 yaşında ve halen bekar olan (öpüşme stilini eleştiren ilk aşkını asla af etmemiş) Prof. Cane, ulusal öpüşme uzmanı olarak o üniversite senin, bu üniversite benim dolaşıp duruyor ve bu üniversitelerde öpüşme konulu konferanslar veriyor.

”Öpüşme konusunda öğrendiğim ilk şey, insanların üçte ikisinin öpüşme sırasında gözlerin açık tutulmasını doğru bulmadıkları oldu”, diyor Cane, ”İlk aşkım çok da haksız değilmiş”… Cane’in araştırması cinsiyetler arasında da çeşitli farklılıklar olduğunu ortaya çıkartmış. Örneğin kadınlar, boyun ve kulaktan öpülmekten erkeklere göre on kat fazla haz alıyorlarmış. Erkeklerin en fazla hoşlandıkları öpüşme şekli ise ”Fransız usulü”ymüş. ”Erkekler daha ilk buluşmada bile dillerini kullanmaktan çekinmiyorlar”, diyor Cane, ”Kadınların yarısı ise bu tür öpüşmeyi itici buluyorlar”.

ÖpüşmeCane’e göre kadınlar, kocaları ya da sevgilileri tarafından daha uzun sürelerce öpülmekten hoşlanıyorlar. Profesör William Cane’in kitabında ayrıntılarıyla anlatılan 25 çeşit öpüşme stili arasında tatlı öpücük, kelebek öpüşü gibi ilginç isimler geçiyor. Cane’in favori öpüş stili ise bir öğrencisitarafından kendisine anlatılan ”lip-o-suction” metodu. Özellikle ABD’li gençler arasında moda olan bu stilde çiftlerden biri diğerinin alt dudağını emerken, diğeri onun üst dudağını emiyor.

ÖPÜCÜĞÜNÜZÜ SEÇİN!

* Vakum öpüşmesi

Partnerin akciğerlerindeki ve ağzındaki havaya emmeye çalışarak gerçekleştiriliyor.  Saçma bulduğunuzu söylüyorsanız, insanların yüzde ellisinin bu öpüş stilini en az bir kere denemiş olduğunu da bilin.

* Elektrikli öpüşme

1930 ve 1940′lı yıllarda popüler olan bu öpüşme şeklinde, öpüşecek çift ayaklarını uzun süre halıya sürterek vücutlarına statik elektrik yüklüyorlar. Dudaklar birleşirken de vücutlardaki elektrik birbirlerine boşalıyor. Arkadaşlarınıza hava basmak için karanlıkta deneyin.

* Baştan çıkartma öpücüğü

Hiçbir şey yapmadan oturan eşinizi üç dakika boyunca istediğiniz gibi öpüyorsunuz. Sonra sıra onda…

* Tepetaklak öpüşme

Kadın yatıyor ya da oturuyor, ayakta duruyor. Öpmek için üzerine doğru eğildiğinde her zamankinden farklı görünüyor (belki de daha yakışıklı)… Prof. Cane’e göre farklı bir stilmiş.

* Göz öpüşü

Tam softilere göre… Partnerinizin gözlerini hafif bir dokunuşla kapatın, dudaklarından başlayıp gözlerine doğru öpmeye başlayın.

* Şeker öpücük

Ağzınızdaki şeker ya da çukulatayı sevgilinizin ağzına geçirin. Çeşitli içkiler de kullanabilirsiniz ama üstünüzü başınızı berbat etmemeye dikkat…

* Şapırtılı öpüşme

En gürültülü öpüş şekli. Öpüşmenin ardından dudakların şapırdayarak ayrılması prensibine dayanıyor. Öpüşenler için tutkulu, seyirciler için iğrenç olabilir.

* Kayan öpüş

Küçük öpücüklerle yüzünde ve vücudunda dolaşın. Gizli zevk noktalarının keşfi için ideal.

* Sualtı öpüşmesi

Duşta, yüzme havuzunda veya denizde deneyin. Gözlerinizi kapatmayı unutmayın.

*

Bir yandan konuşurken bir yandan öpüşün. En iyi sonuç tatlı fısıltılarla alınıyor.

Benzer konular

Posted in Aşk & CinsellikComments (0)

Kadınlar İçin Orgazm Aşısı

Orgazm Olamayan KadınlarAmerika’daki jinekologlar orgazm olamayan kadınlar için aşı ürettiler. Kadınların erojen bölgesi olan G noktasına uygulanan aşı, o bölgenin büyümesini sağlayarak 4 ay boyunca cinsel istekliliği ve orgazmın süresini arttırıyor.
Aşıyı yaptıran kadınların % 87’si bunun inanılmaz bir icat olduğunu nitelendirdi. Bu aşının bir seansı 1600 dolar olarak biliniyor.

Aşıyı yaptırmak isteyen kadınların, öncelikle G noktasının olup olmadığı test ediliyor. Çünkü kadınların %15’inde G noktası bulunmamaktadır. G noktası bulunan kadınlara özel bir cihaz ve ışık kullanılarak bölgeye uygulama yapılıyor. Aşının herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır. Uzmanlar bu aşının bir sex tedavisi olmadığını, yalnızca bir libido arttırma süreci olduğunu önemle belirtiyorlar.

Benzer konular

Posted in Aşk & CinsellikComments (0)

Sevgiline Bağlı mısın, Bağımlı mısın?

SevgililerEvlilikler ya da uzun süreli beraberliklerin ilk ayından itibaren kimliğimizi farklı bir boyuta taşımaya başlıyoruz. Kendimizi unutuyoruz, alışkanlıklarımızdan vazgeçiyoruz, partnerimizle tek bir vücuda dönüşüyoruz. Dudaklardan dökülen ‘ben’ kelimesi, yerini ‘biz’ kelimesine bırakıyor. Dünya benim için değil, bizim için dönüyor. Hayat, ‘Benim hayatım’ değil, ‘bizim hayatımız’ oluyor. Böyle gelmiş, böyle gider… Büyüklerin dediği gibi, bir elmanın iki yarısı olmak… Bu söz dünyadaki tüm ilişkilerde genel geçer bir kural. İlişkiler bu temel üzerinde yükseliyor. Evet, bir bütün olabilmek güzel de bunun da sınırları olmalı. Çünkü bu kez ilişkide bağımlılık sorunu ortaya çıkabilir.

Peki, neden birbirimize bu kadar çok bağlanıp birey olduğumuzu unutuyoruz?

Psikolog Aslı Akkan bu durumu şöyle açıklıyor: “Zaman geçtikçe içindeki taraflar, ilişkiyi koruma adına kendilerini unutuyor. Bu durum uzun ilişkilerin sıradanlaşmasına yol açıyor.” Zaten yapılan araştırmalar gösteriyor ki birbirine bağımlı olma, terk edilme; sevilmeme ve yalnız kalma korkularımızdan kaynaklanıyor.

Birey olduğunuzu unutmayın!

Kadın BireyGerçekten de birçok ilişkide çiftler ilk günkü heyecanlarını yitirdikleri, birbirlerinden sıkıldıkları için ayrılıyor. Oysa sıradanlaşan ilişkileri kurtarmanın çok kolay bir yolu var: Kişilerin kendi isteklerini, zevklerini açık açık söylemeleri. “Tarafların kurmayla ilgili güvenlerini mümkün olan en üst düzeyde geliştirme çabaları, uzun süreli ilişkilerin yıpranmasını en aza indirecektir” diyor Akkan. İşte bu yüzden de yeni bir ilişkiye başladığımız an birey olduğumuzu asla unutmamak büyük önem taşıyor.

Bağlanmanın bilimsel açıklaması da var

Psikolog Aslı Akkan bağlanmayla ilgili sorunları Bolwby’nin Bağlanma Kuramı’na bağlı olarak temellendiriyor. Aslında ilişkimizdeki bağımlılık derecemiz bebekliğimizden itibaren şekillenmeye başlıyor. Bolwby Kuramı’na göre 3 tip bağlanma türü ortaya çıkıyor.

BağlanmaGüvenli Bağlanma (Secure Attachment): Güvenli bağlanma gösteren bebekler, anneleri ya da bakıcıları yanlarındayken ondan uzaklaşıp çevreleriyle ilgilenir. Diğer bireylerle iletişime girme konusunda rahat davranırlar, bakıcıları uzaklaşırsa ya kısa bir süre ağlayıp sonra oyuna dalarlar ya da fazla tedirginlik göstermezler. Bakıcı geri döndüğünde sevinip onunla ilişkilerini sürdürürler.

Kaygılı/Çelişkili Bağlanma (Anxious / Ambivalant Attachment): Bu bebekler anneden ayrılıp çevreyle ilgilenmez. Anneleri uzaklaştığında terk edildiklerine dair korkuları iyice artar, anneleri yanlarından ayrılıp geri dönerse ağlarlar ve bir yandan ona sarılıp bir yandan da iterler.

(Avoidant Attachment): Bebekler, anneleri yanlarındayken çevreyle ve yabancılarla ilgilenir, duygularını anneleriyle paylaşmaz, bir bakıma annelerinden bağımsız bir biçimde çevreyi araştırır. Anneleri yanlarından ayrılıp geri dönerse, görmezden gelip oyunlarına devam ederler.

İlişki terapisti gözüyle bağımlılık

Cinius Yayınları’ndan çıkan ‘İlişkinizi Kurtarma Rehberi’ adlı kitabın yazarı, Yaşam Koçu ve İlişki Terapisti Yeşim Varol Şen’e ilişkilerde yaşanan bağımlılığı sorduk.

İlişkilerde yaşanan en büyük problem nedir?

Son dönemlerde danışanlarımda izlediğim en önemli sorun iletişim eksikliği. Yanlış iletişim dili kullanmak, sorunların çözümünden uzaklaşmayı ve sürekli tartışmayı doğuruyor. Yargılayıcı ve suçlayıcı bir dil kullanmak uzun vadede saygıyı ve sevgiyi örseliyor. Bunun yanı sıra ilişkide aşırı beklenti içinde olmak, birey olmaktan vazgeçmek, gereksiz kısıtlamalar, geçmiş tartışmaları sürekli gündemde tutmak sıkça görülen hatalardan bazıları. Özellikle beni dehşete düşüren ve maalesef toplumumuzun kanayan yarası şiddet de bu saydıklarıma ekleniyor.

Birey olduğumuzu unutup birbirimize çok fazla mı bağımlı oluyoruz?

İlişkilerHer ne kadar istisnai durumlar olsa da birçok bireyde kimliğini ilişkinin kimliğiyle özdeşleştirmek gibi bir algı yanılması yaşanıyor. Birçoğumuzun aklında ‘ilişkide böyle davranılması gerekir’ şeklinde kalıplar var. Oysa bu kalıplardan doğan kısıtlamalar sadece ilişkinin ömrünü kısaltıyor. En önemli şey değil, ilişkiyi yaşayan bireylerdir. İlişki içerisinde ‘biz’ olabilmek önemli ancak bu ‘ben’ kimliklerimizi bir kenara bırakmamız anlamına gelmiyor. Kendi kimliğini koruyabilen, sınırlarını çizebilen bireylerin kurduğu ilişkiler daha sağlıklıdır. Bireyler ilişkilerini bağımlılık hissederek değil, hayatlarını zenginleştirecek birliktelikler olarak yaşamalı. Çünkü bağımlılık, kişilerin sınırlarını korumasını engelleyen bir durum. Bu anlamda bağlanmakla, bağımlı olmak arasında ciddi fark var.

İlişkinin hangi evresinde birey olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor?

İlişkinin hiçbir evresinde birey olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Kendi kimliğimizi salt ilişkimizin kimliğiyle tanımlamak bir bağımlılıktır. Bu bize bireyin ciddi bir öz değer problemi yaşadığını gösteriyor. Hayatının merkezine kendisini koyabilen, ancak kendisi mutlu olduğunda etrafına da mutluluk verebilen bireyler mutlu ilişkiler kurabilir. Aksi takdirde sırf ilişkiyi korumak adına kendinden fazlasıyla taviz verip tükenen, ilişkinin dışında toplumla uyum problemleri yaşayan bireyler haline döneriz.

Güzel bir sağlıklı bir şekilde yürütebilmenin sırrı nedir?

Arkadaşlık çok önemli. Bu da doğru iletişim diliyle mümkün. Bireylerin ilişkinin dışında da kendilerine zaman ayırmaları ilişkiyi besliyor. Ayrıca eşimizin farklılıklarını kabul etmek ve bunlara saygı göstermek, sorunlar karşısında çözüm odaklı davranabilmek de önemli. Çoğu insan tartışmalarda haklılığını kanıtlamaya çalışıyor. Önemli olan haklı olmak değil, mutlu olmaktır.

Benzer konular

Posted in Aşk & CinsellikComments (0)

Hamilelikten Sonra Güzelleşmek

HamilelikKadınlardaki doğum sonrası depresyonunu ele alırken annenin hayatındaki tüm değişikliklerin yanı sıra değişen hormonlarla birlikte farklılaşan beden yapısının getirdiği etkiler de göz önünde bulundurulmalı.

Kendi bedeninden yeni bir beden oluşturan kadın, bu değişimin farkına vardığında şaşkınlığa uğruyor. Hatta bazen bu değişiklikler kişide panik ve endişeye sebep oluyor. “Hep böyle mi kalacağım” korkusu başlıyor. Ancak uzmanlar, alınacak küçük önlemler ve doğru plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmanın mümkün olduğunu söylüyor.

Doğum sonrasında güzelleşmek için kadınlara şu önerilerde bulunuluyor:

Doğum sonrası ortaya çıkan şekil bozuklukları annede ruhsal ve bedensel etkilelenmelere yol açıyor ve egzersiz gibi tedbirlerle istenen düzelmeler sağlanamıyorsa, uygun plastik cerrahi uygulamaları ile kişiye özgüvenini yeniden kazandırmak, hatta sonuçta evliliğine de olumlu katkıda bulunmak mümkün.

DERİ ÇATLAKLARI İÇİN

Deri ÇatlaklarıGebelik döneminden itibaren bebe yağı ve badem yağı ile uygulanacak masajlarla deri çatlaklarını en aza indirilebilir.
Bedendeki değişiklikler her ne kadar yavaş yavaş gerçekleşse de bu değişimin doğum sonrasını daha az etkilemesi için gebelikte gereğinden fazla kilo almamak ve genişleyen deriye yağlı masajlar yaparak kalıcı hasarı azaltmak önerilir.

Bu konuda en çok bebe yağları ve badem yağı önerilir, elbette her gün bir yenisi geliştirilen kozmetik kremleri de uygulamak mümkün.

Özellikle gebeliğe bağlı çatlakların oluşmasını önlemek için gebeliğin başından itibaren derinin esnekliği artırılabilirse oluşacak hasar en aza indirilebilir. Tabii burada derinin özellikleri de önemlidir, çünkü genetik etkiler daha fazla çatlamaya neden olabilir. Yine de yağlı masajdan vazgeçmemek gerek. Sarkmalar bir ölçüde egzersizle giderilebilir. Bölgesel biriken yağlardan doğum sonrasında derhal başlanılan uygun bir egzersiz programı ile kurtulmak mümkün olabilir.

ESTETİK AMELİYAT İÇİN UYGUN ZAMAN

Estetik AmeliyatMeme dikleştirme ve karın gerdirme operasyonları için emzirme döneminin üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Bedeni üzerinde bunca değişikliği, dokuz ay gibi kısa bir sürede yaşayan kadın kendine yabancılaşır, bunu doğum sonrasında atlatmayı başaramayan kadınlar bir süre sonra plastik cerrahlardan yardım alabilirler. Bu yardım asla hemen sezaryen sonrasında yapılacak bir karın ameliyatı veya süt verirken yapılacak meme ameliyatları olmamalıdır. Çünkü vücudun bu dönemde verdiği cevaplar estetik amaçlarına uymamaktadır. Bu yüzden ilk bir yılda beklemeleri önemle belirtiliyor. Yapılacak işlemler doğurganlığı, doğurabilmeyi ve emzirmeyi etkilemezler.

DOĞUMUN YARATTIĞI HORMONAL ETKİ

Doğum SonrasıKarın kaslarının gevşemesi ve doğum sonrasında yeterince güçlenmemesi, derinin çatlamış ve gevşek olması, aşırı kilo alımı ile kalçalarda biriken yağlar annelerin en çok şikayet ettiği vücut bölgeleri; daha ilk aylarda “bunlardan nasıl kurtulabilirim” sorusuna cevap aramaya başlıyorlar. Oysa biliniyorki, gebeliğin getirdiği hormonal etki daha en az bir yıl sürecek ve bu süre içinde yapılan girişimlerde istenilen sonuca ulaşılamayabilir. İşte bu yüzden doğum sonrasında çok çok zorunlu olmadıkça anneye cerrahi olarak dokunmaktan kaçınılır. Bu süre annenin bebeğinden arta kalan zamanlarda daha çok egzersiz gibi, cilt bakımı gibi işlemlerle ve sabırla geçireceği bir süre olmalıdır.

KARIN VE BACAK YAĞLARI

Karın ve Bacak Yağlarıİlk bir yıl içinde bu çabalar sonuç vermemişse ve hasta tekrar bir doğum düşünmüyorsa karın ve yağlar için girişimlerde bulunulabilir. Aslında bir sonraki doğumu engelleyen bir durum söz konusu olmasa da cerrahi ile alınacak sonuç yeni bir doğumla bozulacağı için bu durumda ameliyatı pek önerilmez. Bu özellikle karından deri çıkarıp, kas dikilen ameliyatlar ve meme ameliyatları için geçerlidir. “Liposuction” dahi bir yıl geçmeden pek önerilmiyor çünkü deri eski esnekliğine henüz kavuşmamış oluyor. Aspirasyonla yağ alma yöntemi olan liposuction tekrar bir doğum yapılacak da olsa hasta tarafından isteniyorsa karın ve bacak yağları için uygulanabilir.

SİLİKONUN EMZİRMEYE ETKİSİ

EmzirmeGebelik öncesi gerçekleştirilen silikon protez ve küçültme ameliyatının süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Anneliğin ardından plastik cerrahtan en çok yardım istenen konulardan biri de meme estetiğidir. Kiminde meme, emzirme sırasında çok büyüyebiliyor ve daha sonra eski haline dönmüyor. Bazen de süt verme sona erdiğinde memenin içi boşalarak sarkık bir torbaya dönüşüyor. Memeye estetik açıdan şekil vermek için mutlaka süt vermenin bitmiş olması gerek, bu silikon protez uygulamasında da, küçültme ve kaldırma ameliyatlarında da geçerli.

Emzirme bittikten sonra özellikle hasta başka bir çocuk istemiyorsa ameliyat öneriliyor. Kararsız veya çok sonra bir doğum planlayan hastalarda ise ameliyatlı memenin şeklinin yeni bir gebelikle bozulabileceğini belirtmek gerekir. Uygulanacak silikon protezin ya da küçültme ameliyatının daha sonraları doğumlarda süt vermeye herhangi bir etkisi yoktur. Burada belirtilmesi gereken nokta teknik olarak çok büyük memelere uygulanan farklı bir meme küçültme yönteminin zaten doğurganlık yaşındaki hanımlara uygulanmadığıdır.

VAJİNAL ESTETİK

Vajinal EstetikDuruma göre estetik de önerilebilir. Normal doğum, vajeni de esneten bir olaydır. Zaman içinde buradaki dokular da eski boyutlarına ve esnekliğine kavuşurlar. Kadın Doğum Uzmanları muayenede bu bulguları belirler ve hastanın buna bağlı idrar kaçırma şikayeti varsa yine bu uzmanlık dalı tarafından vajeni daraltma ve mesaneyi asma işlemi gerçekleştirilir. Plastik cerrahlar sadece doğuma bağlı veya doğuştan olan dış genital organ şekil bozukluklarında bazı düzeltmeleri yaparlar.

Benzer konular

Posted in Aşk & Cinsellik, SağlıkComments (0)

Populer Konular
Son Konular


Etiketler

PHVsPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZHNfcm90YXRlPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzE8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzLzEyNXgxMjVhLmpwZzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzI8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzLzEyNXgxMjViLmpwZzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzM8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzLzEyNXgxMjVjLmpwZzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX2ltYWdlXzQ8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb20vYWRzLzEyNXgxMjVkLmpwZzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX21wdV9hZHNlbnNlPC9zdHJvbmc+IC0gPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfbXB1X2Rpc2FibGU8L3N0cm9uZz4gLSBmYWxzZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX21wdV9pbWFnZTwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cua2FkaW5pbmR1bnlhc2kuY29tL3dwLWNvbnRlbnQvdGhlbWVzL2dhemV0dGUvaW1hZ2VzL3Jla2xhbS8zMDAtMjUwLnN3ZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX21wdV91cmw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3LmFjYWliZXJyeXpheWlmbGEuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdG9wX2Fkc2Vuc2U8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF90b3BfZGlzYWJsZTwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdG9wX2ltYWdlPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy5iaXNpa2ltLmNvbS93cC1jb250ZW50L3RoZW1lcy9nYXpldHRlL2ltYWdlcy9yZWtsYW0vNDY4LTYwLnN3ZjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3RvcF91cmw8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3LmFjYWliZXJyeXpheWlmbGEuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzE8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hZF91cmxfMjwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2FkX3VybF8zPC9zdHJvbmc+IC0gaHR0cDovL3d3dy53b290aGVtZXMuY29tPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fYWRfdXJsXzQ8L3N0cm9uZz4gLSBodHRwOi8vd3d3Lndvb3RoZW1lcy5jb208L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hbHRfc3R5bGVzaGVldDwvc3Ryb25nPiAtIGxpZ2h0Ymx1ZS5jc3M8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19hdXRob3I8L3N0cm9uZz4gLSBmYWxzZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2F1dG9faW1nPC9zdHJvbmc+IC0gdHJ1ZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2N1c3RvbV9jc3M8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19jdXN0b21fZmF2aWNvbjwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlYXR1cmVkX2NhdGVnb3J5PC9zdHJvbmc+IC0gU2VsZWN0IGEgY2F0ZWdvcnk6PC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fZmVhdF9lbnRyaWVzPC9zdHJvbmc+IC0gNzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2ZlZWRidXJuZXJfaWQ8L3N0cm9uZz4gLSA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19mZWVkYnVybmVyX3VybDwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2dvb2dsZV9hbmFseXRpY3M8L3N0cm9uZz4gLSA8c2NyaXB0IHR5cGU9XCJ0ZXh0L2phdmFzY3JpcHRcIj4NCnZhciBnYUpzSG9zdCA9ICgoXCJodHRwczpcIiA9PSBkb2N1bWVudC5sb2NhdGlvbi5wcm90b2NvbCkgPyBcImh0dHBzOi8vc3NsLlwiIDogXCJodHRwOi8vd3d3LlwiKTsNCmRvY3VtZW50LndyaXRlKHVuZXNjYXBlKFwiJTNDc2NyaXB0IHNyYz1cJ1wiICsgZ2FKc0hvc3QgKyBcImdvb2dsZS1hbmFseXRpY3MuY29tL2dhLmpzXCcgdHlwZT1cJ3RleHQvamF2YXNjcmlwdFwnJTNFJTNDL3NjcmlwdCUzRVwiKSk7DQo8L3NjcmlwdD4NCjxzY3JpcHQgdHlwZT1cInRleHQvamF2YXNjcmlwdFwiPg0KdHJ5IHsNCnZhciBwYWdlVHJhY2tlciA9IF9nYXQuX2dldFRyYWNrZXIoXCJVQS0xMjgxOTM5Ny0xXCIpOw0KcGFnZVRyYWNrZXIuX3RyYWNrUGFnZXZpZXcoKTsNCn0gY2F0Y2goZXJyKSB7fTwvc2NyaXB0PjwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2hvbWU8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29faG9tZV90aHVtYl9oZWlnaHQ8L3N0cm9uZz4gLSA4NTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX2hvbWVfdGh1bWJfd2lkdGg8L3N0cm9uZz4gLSAyNjA8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb19pbWFnZV9zaW5nbGU8L3N0cm9uZz4gLSB0cnVlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fbG9nbzwvc3Ryb25nPiAtIDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX21hbnVhbDwvc3Ryb25nPiAtIGh0dHA6Ly93d3cud29vdGhlbWVzLmNvbS9zdXBwb3J0L3RoZW1lLWRvY3VtZW50YXRpb24vZ2F6ZXR0ZS1lZGl0aW9uLzwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3Jlc2l6ZTwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2hvcnRuYW1lPC9zdHJvbmc+IC0gd29vPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2hvd19jYXJvdXNlbDwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2hvd192aWRlbzwvc3Ryb25nPiAtIGZhbHNlPC9saT48bGk+PHN0cm9uZz53b29fc2luZ2xlX2hlaWdodDwvc3Ryb25nPiAtIDE4MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3NpbmdsZV93aWR0aDwvc3Ryb25nPiAtIDI1MDwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RhYnM8L3N0cm9uZz4gLSBmYWxzZTwvbGk+PGxpPjxzdHJvbmc+d29vX3RoZW1lbmFtZTwvc3Ryb25nPiAtIEdhemV0dGU8L2xpPjxsaT48c3Ryb25nPndvb192aWRlb19jYXRlZ29yeTwvc3Ryb25nPiAtIFNlbGVjdCBhIGNhdGVnb3J5OjwvbGk+PC91bD4=